0 Yorum

Bunlarınkini kökünden kesmek lazım....!!

Bunlarınkini kökünden kesmek lazım…

Birkaç gündür gazetelerin sayfalarını dolduran tecavüz ve taciz olaylarına hepimiz gibi haklı olarak Müjde Ar da tepki gösterdi…

En son 14 yaşındaki bir kıza 'cinsel istismar' suçlamasıyla tutuklanan ve bir kaç gün önce tahliye edilen yazar Hüseyin Üzmez'e tepki gösteren Müjde Ar, program sırasında kendisini tutamadı(haklı olarak).

Ben genel anlamda her yaptığını takdir falan etmediğim yani hayranı olmadığım Müjde teyzemin bu konuda sonuna kadar arkadaşındayım. Hani ünlüler camiasında çoçukları seven, yardım kampanyalarında bağışladıkları büyük miktarlarla adından söz ettiren ünlülerimizin reklam yaptıkları doğrultusundaki haberleri hep inanmaz bir ifadeyle okuyorduk.. Hep içimizden ‘ Ne var canım onlarda insan, paraları da var! Yardım edemezler mi? ‘ diye düşünürdük. Eee nerde bu içinde çocuk sevgisi barındıran ünlülerimiz??... Ortada henüz 14 yaşında hayattan hiçbir şey anlayamamış küçücük bir kız çocuğu var. Kimse bu konu hakkında çıkıp konuşmuyor. Müjde ablam hariç..

Müjde Ar, geçen gün sunucularından biri olduğu ‘ Haydi Gel Bizimle Ol’ adlı programda kendini tutamayıp tahliye olduktan sonra Üzmez'in eşiyle birlikte kameralara yansıyan görüntüleri için "Adam çıktı hapisten, yanında karısı. Sanki karpuz almaya gitmişler gibi duruyorlar! Ne pişkinlik kardeşim! Sen ne biçim kadınsın, ne acayip şeysin!" diye eleştiride blundu.

Kim bunun arkasında durdu? Diğer sunucular ve konuklar neden tepkisiz kaldılar?

Bide ‘Kasklı Sapık’ denen bi adam çıktı ortaya.. Bir çok kişiye tecavüz suçundan daha öncede yargılanan sapık önceki davasında serbest bırakılmış. Serbest bırakılma nedeni olarak da sapığın tecavüzüne uğrayan kızların ruhsal sağlıklarında bozulma olmadığı ve zaten tecavüze uğramadan önce de bakire olmadıkları söylendi..

Böyle utanç verici haberlerle dolu gazetelerin basıldığı bir ülkede yaşıyoruz.. Evet yanlış duymadınız!! Bu haberleri umursamadan, sadece bakarak geçen bireylerimiz, bir gün kendi kız çocuklarının da başına böyle felaket niteliğinde olaylar gelmeyeceğinden nasıl emin olabiliyorlar??

Ben bu konuyu okulumda edebiyat öğretmenliği yapmakta bulunan Necdet Öztürk hocamın bir sözüyle kapatmak istiyorum. Sevgili hocam, geçen gün münazara hazırlık çalışmalarımız sırasında bize yardımcı olmaya çalışırken şu cümleleri dile getirdi:’ 3. sayfa haberlerinin her gün her gazetede manşet olduğu bir ülkeye hiçbir birey çağdaş ülke diyemez.’ Hocamızın bu sözleri ben ve diğer arkadaşlarımın şimdiye kadar duyduğu böyle konular üzerine söylenen en anlamlı sözlerden biridir.

3. sayfa haberlerinin azalması (magazin haberlerinin artması :P) ve böyle utanç verici haberlerle yüzü kızarmayan bir ülkenin vatandaşı olmamız dileğiyle….

0 Yorum

MamMa mİAa... 'ya KarŞı kOyaMıyOruM...!!!!

Mamma Mia, Yedi Kocalı Hürmüz şarkısı gibi. Üç de yetmez dört tane, dört de yetmez beş tane, izle izleyebildiğin kadar.

ÇADIRDA MAMMA MIA!


Mamma Mia tahmin edeceğiniz gibi şahane.


Böyle muhteşem bir şovu şehir merkezine uzak bir çadırda değil de, Londra ya da New York’daki gibi doğru dürüst bir salonda izlemek isterdik tabii, ama İstanbul’da sahnesi bu kadar büyük olan bir yer daha yokmuş.
Bu şehir 2010 yılında nasıl Avrupa Kültür Başkenti olacak, merak ediyorum gerçekten.

FİLM Mİ, MÜZİKAL Mİ?

Ufak tefek çeviri hataları, volümdeki dengesizlikler gibi ilk gece aksaklıklarının hepsi BKM’ciler tarafından not edildi.

Sonraki günlerde izleyecekleri çok daha iyi bir gösterinin beklediğini söyleyebilirim.

Müzikale gideceklerin en çok sorduğu soru, kısa bir süre önce vizyonda olan Mamma Mia filminin müzikalin tadını kaçırıp kaçırmayacağı.

Bana sorarsanız sinemanın tadı tabii ki başka. Beyazperdedeki müthiş görselliği tiyatro sahnesinde bulmak zor. Ama sahnenin enerjisi ve etkileşimi de perdede yok.

Filmi görmüş olanların yapmaları gereken, müzikali bir konser gibi izlemeleri ve kendilerini muhteşem ABBA şarkılarına bırakmaları.

Ne demek istediğimi gala gecesinden bir örnekle açayım; müzikalin finalinde tüm salon hep birlikte ayağa kalkmış, "Mamma Mia, how can I resist you" (Mamma Mia, sana nasıl karşı koyabilirim) diye şarkı söylüyor ve dans ediyorduk!

Son olarak BKM’ye ve bu muhteşem şovun Türkiye’ye getirilmesinde katkıda bulunan Garanti Bankası’na da teşekkür etmek gerek.

İyi ki varlar.

Tüm dünyada 30 milyonu aşkın kişi tarafından izlenmiş bu görsel ve müzikal şöleni Türk izleyicisiyle buluşturmakla bence büyük bir iş yapmış oldular. Umarım Mamma Mia başlangıç olur ve We Will Rock You, Lion King, Phantom of the Opera gibi daha nice müzikal böyle büyük kuruluşların da katkılarıyla ülkemize gelir.

3 Yorum

''Disko Kralı'' Yakında Ekranlarda....

Okan Bayülgen, uzun süren bir sessizlikten sonra sessizliğini içinde bulunduğumuz ekim ayında Kanal D ekranlarında yayınlanacak olan ‘Disko Kralı’ adlı programla bozacak.

Ekranların yaramaz ve asi çocuğu olan Okan, yaptığı işler ve programlar kadar aşklarıyla da olay oluyor, konuşuluyor. Bayülgen, ekim ayında ‘Disko Kralı’ adlı programla yeniden evlerimize konuk olacak ve eminim, hepimizi bir kez daha şaşırtacak. Yeni programının formatı konusunda bilgi vermeyen Bayülgen’in programı daha başlamadan televizyonlarda ve gazetelerde ki fotoğraflarıyla konuşulmaya başlandı bile. Reklam afişlerinde, çalıştığı ekip ile birlikte poz veren ünlü şovmenin, halk tarafından ünlü Amerikan dizisi ‘Lost’ un film afişlerine özendiği söylense de bence afişler gayet dikkat çekici, güzel ve kendinden konuşturur biçimde olmuş.

Program tanıdım video ve afişlerini beğenmeyenler ise düşünme duyusu olmayan insanlar kanımca. Zaten bu adamın işi insanları eleştirerek, ünlülerle üstü kapalı (bazen de açık) bir şekilde dalga geçerek ekran başındakileri eğlendirmek ve iyi zaman geçirtmek değil mi??

Şaşırıyorum..! Neden acaba?

Eğer bir insanın işi eğlence ise kullanabileceği her şeyi istediği düzeyde kullanabilmelidir. Kime ne bundan? Eğer çok rahatsız oluyorsan gir Kanal D’nin sitesine yaz istek mailini yolla. Bu insanların işi zaten insanlara ve halka hizmet yani… Eğer gerçekten büyük bir kısım aynı görüşteyse mecburi olarak kaldırılır zaten.. Ama bir avuç insan İstiklal Caddesinde kendilerine yöneltilen kameralara karşı kendileri bir şey sanarak, başarılı insanlara ve aslında gerçekten beğendikleri şeylere çamur atmaya çalışarak bir şeyler yapmaya bir yerlere gelmeye çalışıyorlar..

Okan ise her zamanki gibi ‘Çokta Fifi’ dermiş gibi hiçbir şekilde söylenenlere kulak asmayarak hızlıca yayın tarihine hazırlanıyor..

Artık ekranlara siyah takım elbisesi olmayan, uzun saçlı ve 20 kilo almış biri olarak çıkacak olan Bayülgen’ e başarılar diliyor programını desteklediğimizi bildiriyor ve saygılarımızı sunuyoruz…

0 Yorum

R.E.M Konseri ve S.O.S Alarmı...!!

S.O.S veriyoruz.. Terörde S.O.S, çevrede S.O.S, insan haklarında S.O.S,, kısacası hatatımız S.O.S. !! Cumartesi günü saat 15:00 itibariyle Trkcll Kuruçeşme Arena'da İKSV, Pozitif ve Virgin Radyo çok önemli bie etkinliğe imza attı: S.O.S İstanbul... Ayrıca bu etkinliğin bir davetliside sadece sosyal sorumluluk konserlerine katılan ünlü müzik grubu R.E.M idi. Konser alanına sivil toplum örgütleri standlar kursu. Ünlü snatçılar konuşmalar yaptı.

Ama herkesin aklını kurcalayan günün sorusu şuydu: Kaç kişi durumun farkında??

Sanki olay gençlerin birçoğu için sadece Amerikalı müthiş grup R.E.M konserinden ibaretti.Tamam, alana 10 bin kişi toplanmıştı ancak amaca ulaşılmışmıydı? Yani o kadar insan sivil toplum kuruluşlarıyla bir gönül olup el ele vermek için mi gelmişti Arena'ya. Yoksa bir kişi bile kazanılsa kar mıydı?

ÜNLÜLER S.O.S İÇİN NE DEDİ??
NOT:Konser alanına istememe rağmen intikal edemediğim için bu bölümü basından çalmış bulunmaktayım.

O gün orada Leman Sam'dan tutunda Teoman'a kadar birsürü ünlü vardı.

Ogün Sanlısoy var mesela. Dert yanıyor; Seyirci berbat! Reaksiyon yok! Türkiye'nin en iyi gruplarından biri olan Mor ve Ötesi sahnedeydi fakat seyirciyi hiç beğenmedim.
Gazeteci Tolga Akyıldız ise etkinliğe tamamen karşı! Akyıldız; ''S.O.S diye birşey yok. R.E.M sosyal sorumluluk olmadan konsere gelmiyor. Bence R.E.M gelsin diye böyle bir etkinlik yaptılar.''

Az ileride canlı yayın sırasını kendisine gelmesini bekleyen Göksel'e rastlıyoruz..
-Göksel bu gecenin senin için önemi nedir?
-Göksel, daha güzel bir dünya için bu tür etkinlikler çok önemli. Bu tip etkinliklerin birçoğumuzda farkındalık yaratacağına inanıyorum. Hem güzel müzik dinliyoruz hemde güzel bir dünya için çalışıyoruz, diyor.

Aslı'ya dönüyoruz. Aslı ne diyor??
'' R.E.M gibi sivil toplum örgütleri ile her zaman işbirliği içinde olmuş bir grubun konserinde bulunmak umarım hepimizin daha bilinçli olmasını sağlayabilir.''

Ve Pamela, '' Bu tip organizasyonlar daha çok yapılmalı. Gerçekten küresel ısınma ve dünyanın geleceğiyle ilgili çok bilinçsiz davranıyoruz.'' diyor.

Kızlara teşekkür edip yanımızda duran deri ceketli Teoman'a dönüyoruz.
-Teo, senin S.O.S'in ne?
Teoman gülerek bakıyor, sanırım bu gece duruma hakim değil.
-Ben bilmem S.O.S falan. Ben bir R.E.M'i biliyorum. 30 senelik en büyük, küçük gruplardan ve ya en küçük büyük fruplardan biri...''

Bende amaca ulaşıldımı bilemiyorum ama rock müziğin her zaman mesaj vermek ve insanları uyandırmak için iyi bir yol olduğunu biliyorum. Yani umutluyum, bu tip organizasyonların daha fazlalarını bekliyorum.... Saygılar...

0 Yorum

ABD'de MEYVELER İNTİHAT ETMEYE BAŞLADI...


Amerika'yı kasıp kavuran global kriz sıkılacak meyveleri bile derinden etkilemeye başladı. Bazı meyvelerin "sıkılmayı" beklemeden kendi kendini sıkmaya başlaması, zor durumda olmalarına rağmen Sam amcadan yardım alamayan meyvelerin intihar etmesi şeklinde yorumlandı. Bütün dünyaya yayılan bu krizin zaten kriz manyağı olarak yaşayan Türk insanına herhangi bir etkisi olacağı ise sanılmıyor!!!